İşsizlik Sorunsalı
İşsizlik en basit tanımı ile çalışmak isteyen ve çalışma gücünde olan kişilerin iş bulamama durumudur. Fakat bu tanım iktisatçılar için yetersiz bir tanımdır. Çünkü işsizliği meydana getiren birçok etken varken sadece iş bulamayan topluluk olarak tanımlamak işsizlik tanımını kısır hale getirir. Türkiye'de işsizlik tanımı yapılırken son 4 haftada iş başvurusunda bulunupta iş bulamayanlar, mevsimsel şartlardan dolayı iş bulamayanlar ve ya kendisine uygun iş bulamayanlar bu kapsamın dışında bırakılır ve böylece dar anlamda işsizlik tanımı yapılır. Geniş işsizlik tanımı ise, dar anlamlı işsizlik tanımına ek olarak uzun süreli iş bulamayanlar,mevsimsel işsizler,cesareti kırılmış işsizlerin eklenmesiyle ortaya çıkan işsizliktir.
İşsizlik oranı ise bir ülkede çalışma gücünde ve isteğinde olan işgücü içerisinde (ki bu o ülkede yaşayan 15-65 yaş arası kitleyi içerisinde barındırır .) çalışmayan kesimin oranıdır.( U=(işsiz Sayısı/İş gücü)×100
İşsizlik problemi philips eğrisi ile bizlere biraz daha fazla ışık tutar. Philips Eğrisi işsizlik seviyesi ile enflasyon arasındaki negatif ilişkiyi anlatır. Bu eğriye göre düşük enflasyon isteniyorsa yüksek işsizlik seviyesine katlanmak gerekmektedir. Yüksek enflasyonda ise bunun tam tersi olur düşük seviyede işsizlik için yüksek enflasyon görmezden gelinir. Yani % 4 oranındaki enflasyon için %6 lık işsizliğe katlanmak zorunda olursunuz. Işsizlik halk tarafından daha fazla hissedilir bir sorun olduğundan hükümetler tarafından daha düşük işsizlik seviyesi için yüksek enflasyon göz ardı edilir.
Tabi her ekonomide kaçınılmaz olan doğal işsizlik oranı olmaktadır. Çünkü piyasalarda tam istihdam imkânsızdır. Buna sebeb bazen işsizlik maaşının varlığıdır ki işsizlere verilen işsizlik maaşı bazen çalışmak yerine işsizlik maaşı ile geçinmeyi daha cazip kılar. Bu gibi durumlarda doğal işsizlik adı altında ekonomininde kabul ettiği bir işsizlik seviyesi makul ve anlaşılır karşılanır.
SON ZAMANLARDA TÜRKİYE'DE İŞSİZLİK SERÜVENİ
Kriz dönemlerinde ve ekonomide kötü gidişatın egemen olduğu zamanlarda kendini ilk olarak gösteren sorun işsizliktir. Ekonomiyi bir makinanın çarklarına benzetirsek eğer her sorunun diğer bir ekonomik aksaklığın sebebi yada sonucu olduğunu görürüz. Eğer ortada bir işsizlik sorunu varsa bunun temelinde üretimin olmadığı arzın daraldığı ve bu durumun işsizliğin artışına neden olduğu kolayca anlaşılabilir. Kriz zamanlarında hane halkının tüketimini daha dikkatli yapmasıyla talep daralması buna bağlı olarak üretimin bu duruma cevap vererek arzı daraltması ,daralan arzın daha düşük üretimin daha düşük seviyelere çekilmesi bir anlamda daralan şirketlerin işçi çıkarması ile başgösteren işsizlik problemi.Bazen de artan maliyetler karşısında verilen ilk tepki işsizlik rakamlarının artmadı ile sonuçlanır.
Türkiye'nin 2005- 2019 arası Tüik verileri işsizlik rakamlarında işgücüne katılım oranı artmış olmasına rağmen işsiz sayısının ve işsizlik oranının arttığı görülmektedir. Ve 2005 yılında tek haneli olan işsizlik oranı 2019 Ocak ayında çift hanelere çıktığına şahit oluyoruz. İşsizlik sorunun baş göstermesinde en büyük etken Türkiye'nin büyüme oranının negatif yönlü olması ve buna bağlı olarak artık küçülen ekonominin işsizlik sorununu doğurmasıdır. Her ne kadar 2019 yılının Ocak ayı işsizlik verisi 14.7 olsada genç işsizlik oranı %26.7 dir.
SONUÇ
Tüm ekonomilerde enflasyonu hızlandırmadığı için makul görülen doğal işsizlik oranı ki bu oran çalışan nufusum yüzde 4'ünün altına nadiren iner dışındaki her işsizlik oranı kabul edilmez ve ekonomiler için büyük tehdit oluşturur. Özellikle iktidarların kabusu halini alır. Işsizlik sorunun tek çözümü üretimi arttırıcı teşvik edici uygulamaları başlatmakla birlikte kişileri de çalışma hayatına kazandıracak teşviklerle mümkündür. Tabi bunun yanında kalifiye eleman oluşturma gayretleri eğitim ve çalışma alanında yapılacak reformlar yoluyla ağır kanamalı hastaya yara bandı yapıştırmak gibi basit önlemler yerine kalıcı ve etkili çözümler bulunmalı.
İşsizlik oranı ise bir ülkede çalışma gücünde ve isteğinde olan işgücü içerisinde (ki bu o ülkede yaşayan 15-65 yaş arası kitleyi içerisinde barındırır .) çalışmayan kesimin oranıdır.( U=(işsiz Sayısı/İş gücü)×100
İşsizlik problemi philips eğrisi ile bizlere biraz daha fazla ışık tutar. Philips Eğrisi işsizlik seviyesi ile enflasyon arasındaki negatif ilişkiyi anlatır. Bu eğriye göre düşük enflasyon isteniyorsa yüksek işsizlik seviyesine katlanmak gerekmektedir. Yüksek enflasyonda ise bunun tam tersi olur düşük seviyede işsizlik için yüksek enflasyon görmezden gelinir. Yani % 4 oranındaki enflasyon için %6 lık işsizliğe katlanmak zorunda olursunuz. Işsizlik halk tarafından daha fazla hissedilir bir sorun olduğundan hükümetler tarafından daha düşük işsizlik seviyesi için yüksek enflasyon göz ardı edilir.
Tabi her ekonomide kaçınılmaz olan doğal işsizlik oranı olmaktadır. Çünkü piyasalarda tam istihdam imkânsızdır. Buna sebeb bazen işsizlik maaşının varlığıdır ki işsizlere verilen işsizlik maaşı bazen çalışmak yerine işsizlik maaşı ile geçinmeyi daha cazip kılar. Bu gibi durumlarda doğal işsizlik adı altında ekonomininde kabul ettiği bir işsizlik seviyesi makul ve anlaşılır karşılanır.
SON ZAMANLARDA TÜRKİYE'DE İŞSİZLİK SERÜVENİ
Kriz dönemlerinde ve ekonomide kötü gidişatın egemen olduğu zamanlarda kendini ilk olarak gösteren sorun işsizliktir. Ekonomiyi bir makinanın çarklarına benzetirsek eğer her sorunun diğer bir ekonomik aksaklığın sebebi yada sonucu olduğunu görürüz. Eğer ortada bir işsizlik sorunu varsa bunun temelinde üretimin olmadığı arzın daraldığı ve bu durumun işsizliğin artışına neden olduğu kolayca anlaşılabilir. Kriz zamanlarında hane halkının tüketimini daha dikkatli yapmasıyla talep daralması buna bağlı olarak üretimin bu duruma cevap vererek arzı daraltması ,daralan arzın daha düşük üretimin daha düşük seviyelere çekilmesi bir anlamda daralan şirketlerin işçi çıkarması ile başgösteren işsizlik problemi.Bazen de artan maliyetler karşısında verilen ilk tepki işsizlik rakamlarının artmadı ile sonuçlanır.
Türkiye'nin 2005- 2019 arası Tüik verileri işsizlik rakamlarında işgücüne katılım oranı artmış olmasına rağmen işsiz sayısının ve işsizlik oranının arttığı görülmektedir. Ve 2005 yılında tek haneli olan işsizlik oranı 2019 Ocak ayında çift hanelere çıktığına şahit oluyoruz. İşsizlik sorunun baş göstermesinde en büyük etken Türkiye'nin büyüme oranının negatif yönlü olması ve buna bağlı olarak artık küçülen ekonominin işsizlik sorununu doğurmasıdır. Her ne kadar 2019 yılının Ocak ayı işsizlik verisi 14.7 olsada genç işsizlik oranı %26.7 dir.SONUÇ
Tüm ekonomilerde enflasyonu hızlandırmadığı için makul görülen doğal işsizlik oranı ki bu oran çalışan nufusum yüzde 4'ünün altına nadiren iner dışındaki her işsizlik oranı kabul edilmez ve ekonomiler için büyük tehdit oluşturur. Özellikle iktidarların kabusu halini alır. Işsizlik sorunun tek çözümü üretimi arttırıcı teşvik edici uygulamaları başlatmakla birlikte kişileri de çalışma hayatına kazandıracak teşviklerle mümkündür. Tabi bunun yanında kalifiye eleman oluşturma gayretleri eğitim ve çalışma alanında yapılacak reformlar yoluyla ağır kanamalı hastaya yara bandı yapıştırmak gibi basit önlemler yerine kalıcı ve etkili çözümler bulunmalı.

Yorumlar
Yorum Gönder